Bob Dylan – Highway 61 Revisited Albümü İnceleme

Highway 61 Revisited: Bob Dylan’ın Yolculuğu
Bob Dylan, 1965 yılında çıkardığı altıncı stüdyo albümü Highway 61 Revisited ile müzik tarihine damga vurdu. O zamana kadar çoğunlukla akustik müzik yapan Dylan, bu albümde her parçada rock müzisyenleriyle çalıştı. Albümdeki şarkılar, Dylan’ın çağdaş Amerika’nın siyasi ve kültürel kaosunu yakalayan şiirsel sözleriyle, sürükleyici, ritmik ve blues temelli müziği bir araya getirdi. Yazar Michael Gray, bu albümün bir anlamda 1960’ların başlangıcı olduğunu savundu1. Albümün açılış şarkısı olan ve bir hit olan “Like a Rolling Stone“un yanı sıra, Dylan’ın uzun kariyeri boyunca canlı performanslarında da çaldığı “Ballad of a Thin Man”, “Highway 61 Revisited” ve “Desolation Row” gibi şarkılar da albümde yer aldı. Dylan, albümün adını, doğduğu Duluth, Minnesota’dan başlayıp New Orleans’a kadar uzanan ve blues efsaneleri Muddy Waters, Son House, Elvis Presley ve Charley Patton gibi müzisyenlerin doğum yerlerine ve evlerine yakın geçen büyük Amerikan karayolu olan U.S. Highway 61’den aldı. Dylan, anılarında bu karayolunun kendisiyle olan bağını şöyle anlattı: “Highway 61, country blues’un ana yolu, nerede başladıysam orada başlıyor. Benim de hep onun üzerinde başladığımı, hep onun üzerinde olduğumu ve hatta derin Delta bölgesine kadar gidebileceğimi hissettim. Aynı yol, aynı çelişkiler, aynı tek atlı kasabalar, aynı ruhani atalar… Bu benim evrenimdeki yerimdi, hep kanımda olduğunu hissettim.”2
Albümün kaydı sırasında Dylan, kendi döneminin koşullarından da etkilendi. Newport Folk Festivali’nde 25 Temmuz 1965’te elektrikli gitarla çaldıktan ve İngiltere’den hayal kırıklığına uğrayan bir turneye döndükten sonra, farklı bir şey yapmak istiyordu. Folk müzik kutusunda kalmasını isteyen insanlara da kızgındı. Nihayetinde albümü kaydetmek için birkaç müzisyen bulduğunda, her şey ilahi eller tarafından yönlendiriliyormuş gibi bir araya geldi. Bob Johnston ve Tom Wilson’ın prodüktörlüğünü yaptığı albüm, sadece iki kısa oturum ve 9 gün içinde tamamlandı. Albümdeki inanılmaz detaylardan biri olan “Like a Rolling Stone“da çalan org rif’i, o gün ziyarete gelen müzisyen Al Kooper tarafından anında doğaçlama yapıldı. Kooper, sadece ziyarete gelmişti ve kendini rock and roll tarihinin içinde çalan biri olarak buldu. Dylan’ın albümdeki sözleri, o dönemdeki hayal kırıklıklarını yansıtırken, aynı zamanda gerçeküstücü unsurlar da katarak fantastik bir dokunuş yaptı. Şarkılarını tarih ve kurgu karakterleriyle doldurarak rüyaları çağrıştırdı. Ortaya çıkan albüm, 9 günde bir araya getirilmiş herhangi bir şeyden çok daha karmaşık ve zengin oldu. Her dinleyişte kulağın yeni bir şey duymasına ve aklın sözleri farklı şekilde yorumlamasına olanak sağladı. Orijinal çıkışının 50 yıl sonra bile, müzikal karmaşıklığın mükemmel bir örneği olarak duruyor. Highway 61 Revisited, Rolling Stone dergisinin “Tüm Zamanların En İyi 500 Albümü” listesinde 18. sırada yer alıyor. Colin Larkin’in All Time Top 1000 Albums (2000) adlı kitabının üçüncü baskısında 26. sırada oylandı ve Robert Dimery’nin 1001 Albums You Must Hear Before You Die (2010) adlı kitabında yer aldı. “Like a Rolling Stone” birçok ülkede ilk 10’a girdi ve 2021’de Rolling Stone’un “Tüm Zamanların En İyi 500 Şarkısı” listesinde 4. sırada yer aldı. Albümdeki diğer iki şarkı, “Desolation Row” ve “Highway 61 Revisited”, 2010 listesinde sırasıyla 187. ve 373. sırada yer aldı.
Highway 61 Revisited’in en iyi şarkısı hangisi?
Bu sorunun kesin bir cevabı yok, çünkü herkesin zevki ve tercihi farklı olabilir. Ancak, bazı kriterlere göre Highway 61 Revisited’in en iyi şarkısını belirlemeye çalışabiliriz. Örneğin, şarkının popülaritesi, eleştirmenlerin değerlendirmesi, müzikal kalitesi, sözlerin anlamı ve etkisi gibi kriterler olabilir. Bu kriterlere göre, albümdeki şarkıları sıralamak için bir kaynak Return of Rock sitesinde şöyle bir liste verilmiştir:
- Like a Rolling Stone
- Desolation Row
- Ballad of a Thin Man
- Tombstone Blues
- It Takes a Lot to Laugh, It Takes a Train to Cry
- Highway 61 Revisited
- Queen Jane Approximately
- Just Like Tom Thumb’s Blues
- From a Buick 6
Bu liste, albümün açılış şarkısı olan ve bir hit olan “Like a Rolling Stone”un en iyi şarkı olduğunu iddia ediyor. Bu şarkı, Rolling Stone dergisinin “Tüm Zamanların En İyi 500 Şarkısı” listesinde 4. sırada yer alıyor2. Şarkı, Dylan’ın çağdaş Amerika’nın siyasi ve kültürel kaosunu yakalayan şiirsel sözleriyle, sürükleyici, ritmik ve blues temelli müziği bir araya getiriyor. Şarkıda, Dylan’ın eski sevgilisi Edie Sedgwick’e atıfta bulunduğu düşünülen bir kadının düşüşü anlatılıyor. Şarkı, Dylan’ın elektrikli gitarla çaldığı ilk şarkı olmasıyla da önemli bir dönüm noktasıdır.
Bu listenin ikinci sırasında yer alan “Desolation Row” ise albümün kapanış şarkısıdır. Bu şarkı, 11 dakikadan uzun bir balad olup, akustik gitar ve keman eşliğinde, gerçek ve kurgusal karakterlerin yer aldığı bir distopyayı betimliyor. Şarkıda, Einstein, Bette Davis, Cezayirli Fransız direnişçi Germaine Berton, İncil’den alınan karakterler, Jack the Ripper, Cinderella, Romeo ve Juliet, T.S. Eliot, Ezra Pound, Casanova, Ophelia, Robin Hood, Noah, Dr. Filth, Shakespeare, Nero, The Phantom of the Opera, The Hunchback of Notre Dame ve daha birçok isim geçiyor. Şarkı, Dylan’ın hayal gücünün ve kültürel referanslarının zenginliğini gösteriyor.
Bu listenin üçüncü sırasında yer alan “Ballad of a Thin Man” ise albümün en gizemli ve karanlık şarkılarından biridir. Şarkıda, Dylan’ın “Mr. Jones” adını verdiği bir karakter, anlam veremediği tuhaf ve ürkütücü olaylarla karşılaşıyor. Şarkı, Dylan’ın kendisini anlamayan ve eleştiren muhafazakar basın mensuplarına veya folk müzik hayranlarına bir gönderme olabilir. Şarkıda, Dylan’ın sert ve alaycı ses tonu, piyano, org ve gitarın yarattığı kasvetli atmosferle birleşiyor.
Bu listenin dördüncü sırasında yer alan “Tombstone Blues” ise albümün en hızlı ve enerjik şarkılarından biridir. Şarkıda, Dylan’ın Paul Revere, Jack the Ripper, komutan, geometri ve daha birçok şey hakkında söylediği absürt sözler, rock and roll müziğiyle harmanlanıyor. Şarkı, Dylan’ın mizah duygusunu ve toplumsal eleştirisini yansıtıyor.


